Uzun Yaşam Riski Nedir

Uzun Yaşam Riski Nedir

Uzun Yaşam Riski Nedir

Sosyal güvenlik kuruluşları açısından bugün dünyanın karşı karşıya olduğu temel problemlerden biri nüfusun giderek yaşlanması durumudur. Ülkemiz henüz genç bir nüfus ortalamasına sahiptir, ancak yakın bir gelecekte bizim için de aynı durum söz konusu olacaktır. Bu noktada alınacak önlemler için demografik ve aktüeryal çalışmalar yapılmaktadır.

Bireysel emeklilik şirketleri için, emeklilik sistemlerinin sürdürülebilir olup olmadığını aktüeryal açıdan belirleyen parametrelerden biri aktif / pasif oranıdır. Bu oranın yıllar itibarıyla değişim trendi takip edilir. Aktif / pasif oranı, aktif sigortalı sayısının pasif sigortalı sayısına oranını göstermektedir. Başka bir değişle bu oran, emeklilik sisteminden maaş alan bir kişiyi finanse eden aktif sigortalı sayısını göstermektedir. Bu oran 2002 yılında 2.04 iken 2012 yılında 1.90 olmuştur. Avrupa ülkelerinde ise 1.67 seviyesindedir.

Sosyal güvenlik kuruluşları açısından da uzun dönemde finansal bakımdan sistemin sürdürülebilir olup olmadığını belirleyen en önemli değişkenlerden biri, nüfusun yaş gruplarına göre dağılımındaki farklılaşmadır. Dünyada kabul gören Demografik Dönüşüm Kuramı’na göre, bütün ülkelerde doğurganlık ve ölüm hızlarının yüksek olduğu bir aşamadan, her ikisinin de düşük olduğu bir aşamaya geçiş olacaktır. Yani doğurganlık da ölüm hızı da gittikçe düşecektir. Dünyada 65 yaş üstü nüfusun bazı ülkelerde daha fazla olması bu yüzdendir.

Uzun Yaşam Riski Uzun yaşam riski, belli bir nüfusun beklenenden daha uzun yaşamasını ifade eder. Demografik bir risktir.
Uzun Yaşam Riski
Uzun yaşam riski, belli bir nüfusun beklenenden daha uzun yaşamasını ifade eder. Demografik bir risktir.

Bu değerlendirmelerde bir de yaşlı bağımlılık oranı dikkate alınır. Bu oran çalışma çağındaki her yüz kişi başına düşen yaşlı sayısını gösterir. Bu oran ülkemizde 1950’li yıllarda yüzde 5 iken, 2010 yılında yüzde 9 olmuştur. Avrupa ülkelerinde ise yüzde 13 iken yüzde 24’e çıkmıştır.

65 yaş üstü nüfus toplam nüfus içinde yüksek paya sahip olup, bunun yanında doğurganlık hızı da düşünce, bu durum sosyal güvenlik sisteminin gelirlerinin azalmasına, giderlerinin ise yükselmesine neden olmuştur.
Demografik açıdan bir ülke için en uygun durum, yaşlanmanın ve bağımlılık oranının yükselmesinin neden olduğu olumsuz gelişmelerin en az olduğu, yani nüfusun üretken gücünün en yüksek olduğu durumudur. Ülkemiz için yapılan hesaplamalarda bu tarih 2020 olarak görülmüştür. Bu tarihte 15-64 arası yaş grubunun toplam nüfusa oranı yüzde 69 seviyesinde olacaktır.

Uzun Yaşam Riski

Bireysel emeklilik şirketleri ve sosyal güvenlik kuruluşları açısından uzun yaşam riski önemlidir. Uzun yaşam riski, belli bir nüfusun beklenenden daha uzun yaşamasını ifade eder. Demografik bir risktir. Dünya istatistiklerine bakılıdığında, son yıllarda kadın ve erkek beklenen yaşam sürelerinin hep yükseldiği görülür. Bu yüzden de hem bireysel emeklilik şirketleri hem de sosyal güvenlik kuruluşları, gelecekte beklenen yaşam süreleri ‘ndeki artışın ne olacağı konusunda yapılan çalışmalara önem verirler. Beklenen yaşam sürelerinin modellenmesi ve uzun yaşam riskinin annüite hesaplamalarına etkisi gibi çalışmalar demograflar ve aktüerler tarafından yaygın bir şekilde yapılmaktadır.

Gelecekteki ölüm oranlarının ne olacağı konusunda çeşitli modelleme yöntemleri bulunmaktadır. Bu yöntemlerde genelde gelecekteki ölüm oranları tahmin edilirken nesil tablosu hesaplama yöntemi kullanılır. Uzun yaşam riskini ölçebilmek için ölüm oranı tahmini dağılımının bilinmesi gerekmektedir. Burada belirsizlik eğilimi, belirsizlik seviyesi, değişkenlik ve olağanüstü olayların meydana gelme riski gibi bir takım belirsizlik parametreleri kullanılır.
Aktüreya hesaplamalarında denge çok önemlidir. Bireysel Emeklilik Sistemi’nde aktüeryal denge belirlenirken, emeklilik yaşı, yapılan emekli maaşı ödemeleri, tahsil edilemeyen katkı payları gibi bazı temel parametreler rol oynar.

Demografik dönüşümün bir sonucu olarak beklenen yaşam süresinin uzaması, emekliliğe esas olacak çalışma süresinin arttırılmasını yani emeklilik yaşının yükseltilmesini gerektirir. Aktif / pasif oranının düşmesi ile emeklileri finanse eden çalışanlar azalmış olur. Bu durumda sistemin kendini finanse edebilmesi için aktif çalışma yaşının yükseltilmesi gerekir. Bu sosyal güvenlik kurumları açısından geçerlidir. Ancak benzer bir durum bireysel emeklilik sistemi için de söz konusudur. Bireysel emeklilik şirketleri de uzun yaşam riskine karşılık, ödeyecekleri emekli maaşlarını hesaplarken aynı tabloları kullanmaktadır.

2013-2040 yılları arasında tahmini doğuştaki yaşam ümidi rakamları şu şekildedir:

Yıllar Yaşam ümidi Yıllar Yaşam ümidi
2013 73,5               2027 76,1
2014 73,7               2028 76,1
2015 73,9               2029 76,2
2016 74,1               2030 76,3
2017 74,3               2031 76,4
2018 74,5               2032 76,4
2019 74,7               2033 76,5
2020 74,9               2034 76,6
2021 75,1               2035 76,7
2022 75,3               2036 76,8
2023 75,5               2037 76,8
2024 75,7               2038 76,9
2025 75,9               2039 77,0
2026 76,0               2040 77,1

Uzun yaşam riski ve Bireysel Emeklilik Sistemi konularında daha fazla bilgi almak isterseniz, https://www.bireyselemeklilikbes.com/ web sitemiz yazarlarına aşağıdaki yorum kısmından ulaşarak sorularınızı iletebilirsiniz.

Yorum yapın