Zorunlu Bireysel Emeklilik Hakkında Merak Edilenler

Zorunlu Bireysel Emeklilik Hakkında Merak Edilenler

Zorunlu Bireysel Emeklilik Sistemi Ne Getiriyor?

Bireysel Emeklilik Sistemi ilk kurulurken, insanlarda tasarruf alışkanlığı yaratmak ve insanları emeklilik için birikim yapmaya özendirmek amaçlanmıştı ve bu nedenle de gönüllülük esasına dayanan isteğe bağlı bir sistemdi.

Son yapılan düzenlemeler ile bu sistem şimdi zorunlu hale getirilmiş olmaktadır. Bireysel Emeklilik Sistemi uygulaması, artık insanların isteğine bağlı olmadan, prim ödemeyi zorunlu hale getiren bir sistem olmuştur.

Bunun birkaç nedeni var elbette. Öncelikle yapılan tasarrufların ülkemizde hala istenen seviyeye ulaşmamış olması, devletin sağladığı emeklilik gelirinin yıldan yıla eriyor olması, insanlara emeklilikte ilave bir gelir imkanı yaratma arayışları bu nedenlerin başında gelmektedir. Ayrıca insanların, çalıştıkları dönemde sahip oldukları refah düzeylerinin emeklilik döneminde de korunması hedeflenmiştir.

Zorunlu Bireysel Emeklilik Sistemi’nin Kapsamı ve Özellikleri Nelerdir?

Zorunlu Bireysel Emeklilik Sistemi ile ilgili yasal düzenleme 25 Ağustos 2016 tarihinde yayınlanan bireysel-emeklilik-tasarruf-ve-yatirim-sistemi-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun ile yürürlüğe girmiştir.

Bu yasa uyarınca, 45 yaşını aşmamış olan ve hizmet sözleşmesi ile bir veya daha fazla işveren tarafından çalıştırılanlar ile kamu idarelerinde çalışanlar zorunlu Bireysel Emeklilik Sistemi’ne tabi olacaktır.

Bu uygulamanın yürürlük tarihi ise 1 Ocak 2017 tarihidir.

Hazine Müsteşarlığı, otomatik katılım için emeklilik planı düzenleme konusunda bireysel emeklilk şirketlerinden hangilerinin uygun olduğunu belirleyecek ve işverenler çalışanlarını bu şirketlerden birine ait emeklilik planına dahil edeceklerdir.

Çalışanların ödeyecekleri zorunlu BES katkı payları, Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu uyarınca belirlenen prime esas kazancın yüzde üçü olacaktır. Ancak Bakanlar Kurulu kararı ile bu tutar iki katına çıkarılabilir, yüzde bire kadar düşürülebilir ya da katkı payına maktu bir limit getirilebilir.

İşverenler çalışanların katkı payını hiç yatırmaz veya zamanında yatırmazsa, çalışanların birikiminde oluşan maddi kayıplardan sorumlu olacaktır. Bu arada çalışanlar, belirlenen tutardan daha fazla bir katkı payı da ödemek isteyebilir.

İki aylık sürenin sonunda sistemden çıkmayan çalışanlara devler bir kerelik bin TL ilave devlet katkısı verecektir. Bakanlar Kurulu kararı ile bu tutar yarıya indirilebilir ya da yarısından fazla arttırabilir.

Zorunlu BES İle İhtiyari BES Arasındaki Farklar Nelerdir?

En büyük fark sisteme girişte uygulanan zorunluluktur. İhtiyari Bireysel Emeklilik Sistemi tamamen isteğe bağlı olan ve ilerideki emeklilik yaşamı için daha fazla tasarruf etmek isteyenlere yönelik bir sistemdir. Oysa getirilen zorunlu Bireysel Emeklilik Sistemi’ne girişte bir zorunluluk bulunmaktadır.

Aslına bakılırsa yasa her ne kadar yeni sistemi zorunlu bir sistem olarak açıklasa da, çalışanlara cayma hakkı tanındığı için tam bir zorunlu emeklilik sistemi demek doğru değildir. En azından sisteme giriş bir zorunluluktur. İsteyen çalışanlar iki ayın sonunda yapılan kesintinin tamamını alarak sitemden çıkabilir. Bunun yanında sistemden ayrılan katılımcı bu süre boyunca kazanılan haklarını da kaybetmeyecek.

İhtiyari BES’e girmek için 18 yaşını doldurmuş olmak yeterlidir. Sisteme girmek için herhangi bir üst yaş sınırı yoktur. Oysa zorunlu Bireysel Emeklilik Sistemi, 45 yaşından küçük bütün çalışanlar için zorunludur.

İhtiyari Bireysel Emeklilik Sistemi’ne katkı paylarına tamamen katılımcı karar vermektedir. Burada sadece bireysel emeklilik şirketlerinin uyguladığı başlangıç limitleri söz konusudur. Oysa zorunlu Bireysel Emeklilik Sistemi’ne katkı payları için, çalışanların prime esas kazançları üzerinden yüzde üç kesinti öngörülmüştür.

İki sistem arasında bir başka önemli fark da, zorunlu Bireysel Emeklilik Sistemi’nde işverenler bir bireysel emeklilik şirketi ile anlaşmak ve sistemin yürümesini sağlayacak ve işe yeni başlayan ve çalışmaya devam eden çalışanların bireysel emeklilik sistemine girmesini sağlayacak gerekli altyapıyı kurmak zorundadır. Bunun yanı sıra işverenler isterse, çalışanları adına kendisi de, yapılan kesintilere ilave katkı sağlayabilecek.

Zorunlu BES’in Türkiye Ekonomisine Beklenen Etkileri Nelerdir?

Zorunlu Bireysel Emeklilik Sistemi’nin birinci hedefi insanları tasarrufa yönlendirmek ve gelecekte de bugün sahip olunan refah düzeylerini sürdürmelerine imkan yaratmaktır.

Çalışanların emeklilik döneminde de yüksek gelirlere sahip olması, doğal olarak insanlara olduğu kadar ekonomik sisteme de fayda sağlayacaktır. Çünkü yastık altında kalma ihtimali olan bütün birikimler ekonomi içinde değerlendirilme imkanı bulacaktır. Bu nedenle zorunlu BES, ekonomiye bir dinamizm kazandıracaktır. Gelişmiş ülkelere bakılırsa, tasarruf rakamları büyük olan ülkelerin her zaman daha güçlü olduğu görülür.

Esasen Bireysel Emeklilik Sistemi’nin amacı, makro boyutunda bakılırsa, ekonomiye uzun vadeli kaynak yaratmaktır. Ülkemiz ekonomisi ve finans piyasası, kendi içinde çok sayıda fırsatlar ve dinamikler barındırmaktadır. İhtiyari BES’in bugüne kadar gelişimine bakılırsa, kısa sürede ekonomik sistem içinde önemli bir yer edindiği görülür.

Kısa başlıklarla Bireysel Emeklilik Sistemi’nin ekonomiye katkılarına bakılacak olursa, şunların öne çıktığı görülmektedir: bireysel emeklilik fonlarının gelir dağılımında hakkaniyet, sermaye piyasalarının gelişmesi, ekonomik istikrarı sağlama, kaynak tahsisinde etkinlik, hedeflere ulaşma konusunda olumlu etkiler ve özelleştirme sürecine olumlu gelişmeler.

BES’in bu katkıları, işverenlere, çalışanlara, devlete, serbest meslek sahiplerine, sermaye piyasasına, sigorta sektörüne ve genel olarak ekonomiye çok farklı boyutlarda yarar sağlamaktadır. Örneğin, altyapı yatırımları gelişmekte, uzun vadeli yatırımlara kaynak yaratılarak yeni iş ve istihdam olanakları yaratılmaktadır. Uzun vadeli fonların büyümesi ile finans sektörü daha sağlıklı işlemeye başlamıştır. Sermaye piyasalarının derinleşmesine katkı sağlamakta ve geliştirilen yeni kurumsal yatırım stratejileri ile piyasalardaki dalgalanmaların ve spekülasyonların azalmasına neden olmaktadır. Enflasyon ile mücadelede ve ekonominin dengeli büyümesinde etkili olmaktadır. Mevcut sosyal güvenlik sisteminin kapsamı genişlemekte ve devletin sosyal güvenlikten kaynaklanan yükü azalmaktadır.

Bireysel Emeklilik Sisteminde Finansman Kaynakları Nelerdir?

Bireysel Emeklilik Sistemi için bireysel emeklilik şirketlerinin başlıca finansman kaynakları şunlardır: katılımcının yatırdığı katkı payları, katılımcıdan talep edilen gider ödemeleri ve gider kesintileri.

Gider ödemelerinin ise başında giriş aidatları bulunmaktadır. Giriş aidatı, katılımcıların sisteme ilk girişlerinde ödedikleri bir paradır. Giriş aidatların hesaplanmasında teklifin onaylandığı tarihte geçerli olan aylık brüt asgari ücret tutarı esas alınmaktadır. Bu tutar peşin olarak alınabildiği gibi sistemden çıkış tarihine ertelenmiş olarak da talep edilebilir.

Bir başka gider ödemesi de yönetim gideri kesintisidir. Katkı payları üzerinden en fazla yüzde iki oranında katılımcıdan tahsil edilmektedir.

Ayrıca katılımcılardan gider ödemesi olarak, fon işletim gideri kesintisi ve özel hizmet kesintisi de yapılmaktadır.

21 Ekim 2016 tarihi itibariye, bireysel emeklilik şirketlerinin katılımcı sayıları, katılımcıların fon tutarı, devlet katkısı fon tutarı ve katkı payı tutarı rakamları şu şekildedir (bin bazında):

 

Emeklilik Şirketi

Katılımcı sayısı

Katılımcıların fon tutarı

Devlet katkısı fon tutarı

Katkı payı tutarı

Garanti Emeklilik ve Hayat

1.107

8.098.831

1.105.920

6.567.002

Anadolu Hayat Emeklilik

1.105

9.531.477

1.406.683

7.872.585

Avivasa Emeklilik ve Hayat

863

10.023.102

1.291.568

8.204.860

Allianz Yaşam ve Emeklilik

724

7.108.137

781.541

5.605.719

Ziraat Hayat ve Emeklilik

488

1.873.863

347.256

1.683.114

Sektör Toplamı

6.498

51.537.711

7.048.294

42.516.762

 

Son Beş Yılda Bireysel Emeklilik Şirketleri’nin Teknik Kar/Zararı

Aşağıdaki tabloda bireysel emeklilik şirketlerinin son üç yılda teknik zarar gösterdikleri görülmektedir.

 

2011

2012

2013

2014

2015

Teknik gelirler

527,363

658,664

670,026

862,788

1,101,761

Fon işletim gelirleri

302,506

381,024

417,286

533,831

705,841

Yönetim gideri kesintisi

125,379

143,973

86,376

111,882

132,471

Giriş aidatı gelirleri

95,610

123,097

149,776

184,921

220,990

Ara verme halinde yönetim gideri kesintisi

551

657

10,573

27,688

37,613

Özel hizmet gideri kesintisi

0

0

0

0

0

Sermaye tahsis avansı değer artış gelirleri

248

5,089

766

636

348

Diğer teknik gelirler

3,069

4,823

5,250

3,829

4,498

Teknik giderler

-527,051

-646,334

-844,822

-988,820

-1,166,873

Fon işletim giderleri

-52,206

-60,234

-61,969

-80,424

-106,977

Sermaye tahsis avansı değer azalış giderleri

-183

-4,530

-560

-872

-97

Faaliyet giderleri

-451,864

-555,609

-750,469

-867,429

-1,003,154

Diğer teknik giderler

-22,798

-25,960

-30,664

-37,614

-50,460

Ceza ödemeleri

-1,159

-2,482

-6,185

Teknik kar/zarar

312

12,330

-174,796

-126,032

-65,111

 

Bireysel Emeklilik Sistemi’nde Kesintilerin Diğer Ülkeler ile Karşılaştırılması

Sürekli yapılan iyileştirme çalışmalarına rağmen, ülkemizdeki bireysel emeklilik fonlarının büyüklükleri ve bu fonların GSMH’ya oranları henüz uluslararası seviyelere ulaşmış değildir.

Bireysel emeklilik fonlarının GSMH’ya oranı ülkemiz ve birkaç yabancı ülke için şu şekildedir:

  • Hollanda yüzde 160,2
  • İngiltere yüzde 95,7
  • Avustralya yüzde 91,7
  • ABD yüzde 73,5
  • İsrail yüzde 52,0
  • Macaristan yüzde 3,3
  • Türkiye yüzde 1.4

2008 yılında yapılan bir çalışmada, Bireysel Emeklilik Sistemi’nden yapılan kesintiler ile ilgili sonuçlar şu şekilde çıkmıştır:

  • İsrail yüzde 13,7
  • Makedonya yüzde 20,2
  • Macaristan yüzde yüzde 22,6
  • Bulgaristan yüzde 26,5
  • Çek Cumhuriyeti yüzde 38,1
  • Türkiye yüzde 45,9

Kesinti oranının bu kadar yüksek olması Bireysel Emeklilik Sistemi’nin beklenen hızda büyümemesinin başlıca nedenidir.

Ancak 2013 yılında yapılan düzenlemeler ve yakında planlanan dernek, sandık, vakıf ve özel fonların birikimlerinin Bireysel Emeklilik Sistemi’ne aktarılması ile ülkemizdeki kesinti yükünün bir miktar hafifleyeceği ve yüzde 34’ler seviyesine ulaşacağı tahmin edilmektedir.

Bu tablo ülkemizdeki Bireysel Emeklilik Sistemi’nin fon büyüklüklüğü ve emeklilik fonlarının GSMH’ya oranı açısından uluslararası düzeylerden uzak, ancak yapılan kesintiler bakımından uluslararası standartlara yaklaşmış olduğunu göstermektedir.

Kesinti oranlarının düşük olduğu ülkelerde Bireysel Emeklilik Sistemi, isteğe bağlı değil, zorunludur ve ulaşılan toplam büyüklük olarak ülkemizin çok çok üzerindedir. Ülkemizde de önümüzdeki yıl başında başlanacak zorunlu Bireysel Emeklilik Sistemi ile birlikte kesinti rakamlarının daha makul seviyelere ineceği beklenmektedir. O nedenle bugün bir karşılaştırma yapılacaksa isteğe bağlı BES sisteminin uygulandığı ülkelere bakmak daha doğru olacaktır. Örneğin Sırbistan ve Çek Cumhuriyeti gibi ükelerde BES gönüllülük esasına dayalıdır ve son yapılan düzenlemeler ile bu ülkeler gerimizde kalmıştır.

OECD tarafından yapılan bir araştırmada da kesinti oranlarının, sistemin olgunlaştığı ülkelerde daha düşük olduğu anlaşılmaktadır. Sistemin kurulduğu ilk yıllarda yapılan kesintilerin fon büyüklüğüne oranının yüksek çıkması normal kabul edilmektedir. Ülkemizde Bireysel Emeklilik Sistemi’nin 2010 yılında başladığına dikkat edilirse, önümüzdeki yıllarda bu konuda sistemin daha ileri gideceği şüphesizdir.

Ancak bugünkü koşullarda, emeklilik fonları ve sözleşme adetleri henüz beklenen düzeyde olmadığı için, katılımcı bazındaki maliyetler yüksektir. Şirketlerin karlı olması için bir katılımcıların sistemde en az 6 yıl kalması gerekmektedir. Bu yüzden emeklilik şirketlerinin fon kesintilerini yeniden düzenlemeleri ve kesintilerde indirime gitmeleri, mali yapılarına zarar verebilir. Bu nedenle katılımcı memnuniyeti devam ettirmek ve sistemin devamını teşvik etmek amacıyla düşürülmüş olan kesinti oranlarında yeni bir değişiklik yapılması beklenmemektedir.

Bireysel emeklilik şirketlerine bugün için düşebilecek en büyük sorumluluk, insanların bu konudaki bilinçmenlerine daha fazla destek olmaktır.