Enflasyon

Enflasyon

Enflasyon

Ülkemiz ekonomisi belli bir potansiyele ve güce sahip. Ancak yapısal sorunlar ve dış etkenler yakamızı bir türlü bırakmıyor. Bu sorunların bir kısmı kamu finansman açığından kaynaklanıyor. Bir kısım sorunlar ise, yabancı ekonomilerdeki dalgalanmaların da etkisi ile iç piyasada oluşan durgunluktan ve kalkınma hızının düşmesinden kaynaklanıyor.

Tabii burada önemli olan dışarıda oluşan yabancı kaynakları ekonomik dalgalanmaların önünde tutmak ve içeride hem enflasyonla mücadele etmek, hem de piyasayı harekete geçirecek tedbirleri almaktır.

Ülkemizin aynı kulvarda koşmak istediği ülkelere bakılırsa, oralarda yıllık enflasyon oranı yüzde 5’in altındadır. O ülkelerde kişi başına düşen milli gelir en az 15 bin dolar civarındadır. Demek ki herşeyden önce enflasyonu kontrol altında tutmak zorundayız. Bu başarılırsa üretim artacak, kalkınma hızlanacak ve refah seviyesi yükselecektir.

Enflasyonu önlenmenin önünde duran en büyük engel ise kamu finansman açıklarıdır. Bu açıkları kapamanın yolu da kamu harcamalarını azaltmaktan geçiyor.

Ama ülkemiz hep bir kısır döngünün içinde kalıyor. Açığı kapatmak adına vergi gelirlerini artırma çabaları sonuç veriyor elbette ama harcamalar gelirlerden çok daha hızlı artıyor. Bu kısır döngü kırılmak zorundadır.

Enflasyonun kontrol altına alınması demek, üretim artışı demektir. Üretim artışı ise kişi başına geliri artıracaktır. Refah seviyesi yükselmek zorundadır. Bu ise üretim artışına bağlıdır. İnsanların bunu bilmesi önemlidir ama üretimin artmasında devlete de büyük sorumluluk düşecektir. Herşeyden önce politik açıdan sağlanacak istikrar ve istikrarın getireceği huzur, yatırımların ve üretimin artmasının önünü açacaktır.

Burada bir nokta üzerinde durmak gerek. Yatırımlar ve üretim artırılırken, neye yatırım yaparsak yapalım ya da ne üretirsek üretelim düşüncesi yanlış bir yoldur. Pazarın gereksinimlerini ve koşullarını düşünmeden yola çıkmak beklenmedik sonuçlara götürebilir. Talebi olmayan bir mal üretilirse satışı yapılamaz. Hem kaynaklar boşa kullanılmış olur hem de refah beklerken daha yoksul düşülür. Gereğinden çok üretilen ve denize dökülen fındık ve çaylar unutulmamalı. Ya da yine kapasite fazlası yüzünden satılamayan dokuma ve iplik örnekleri unutulmamalı.

Herşeye rağmen ülkemizin önü açık. Sahip olduğu güç ve potansiyel, kalkınmayı getirecektir. Yeter ki bu potansiyel ve güç bilinçli kullanılsın, zaman ve kaynak sorunları yaşanmasın. Büyüme ile kalkınma aynı şeyler değildir. Ekonomi belki büyür ama sağlıklı olmazsa kalkınma sağlanamaz. Bilinçli büyümek gerekir.

Kısaca enflasyon, fiyatların genel seviyesinin sürekli ve hissedilir bir şekilde yükselmesini ifade eden bir durumdur. Fiyatların genel seviyesi ise, seçilen belli bir mal ve hizmet kümesinin parasal karşılığıdır.

Enflasyon, fiyatların sürekli ve hızlı bir şekilde yükselmesidir demiştik. Aynı zamanda enflasyon, paranın sürekli bir şekilde değer kaybetmesi anlamına gelir. Bu yüzden enflasyon ekonomi için büyük boyutlu bir sorundur ve ekonomik sorunların artmasına ve ekonominin bozulmasına neden olur.

Yorum yapın