Bankacılık Sektöründe Ahlaki Risk Nedir

Bankacılık Sektöründe Ahlaki Risk Nedir

Bankacılık Sektöründe Ahlaki Risk Nedir

Çeşitli zamanlarda yaşanan finansal krizler, ekonominin düzgün işleyişi üzerinde yıkıcı etkiler yaratmakta ve piyasaların işleyiş gücünü ciddi şekilde bozmaktadır. Bu dönemlerde finans piyasalarında şiddetli dalgalanmalar olmakta ve bankacılık sisteminde geri ödenmeyen krediler büyümekte ve ciddi ekonomik problemler doğmaktadır ve esas itibariyle bankacılık sistemine büyük zarar vermektedir. Finansal krizler, yatırım olanaklarına sahip finansal piyasaların ahlaki tehlike yüzünden fonları etkili şekilde kanalize edememesi ile ortaya çıkmaktadır. Sonuç olarak finansal krizlerin etkileri derin olmakta ve ülkelerin siyasi, ekonomik ve sosyal unsurları köklü bir biçimde etkilenmektedir.
Gelişmiş ülkelerde bir piyasada başlayan kriz, gelişmekte olan ülkelerde olduğu gibi diğer piyasalara kolay sıçramamaktadır. Örneğin, döviz piyasalarında yaşanan bir kriz, bankacılık piyasasına hemen sıçramamaktadır. Bu yüzden finansal krizler, gelişmekte olan ülkelerin sorunu gibi durmaktadır.
Çeşitli sektörlerde faaliyet gösteren işletmeler faaliyetleri sırasında önemli ölçüde banka kredileri kullanmaktadır. Bu yüzden bankacılık sektöründen yaşanacak bir finansal kriz, ekonominin reel kesimini büyük ölçüde etkilemektedir. Finans kuruluşları ve para krizleri arasındaki etkileşim çok kuvvetli olduğu için, genelde finansal krizler bankacılık sistemi çerçevesinde ele alınmaktadır.
Bankacılık sektörü, ahlaki tehlike yüzünden para krizlerine neden olabilmektedir. Özellikle devletin banka yükümlülüklerine kefil olması ile, yani devlet garantileri ile, bankalar ahlaki zafiyete düşmekte ve yeterince değerlendirmeden işletmelere kötü krediler verebilmektedir. Bu durum önünde sonunda finans sektörüne zarar vermekte, hatta yabancı yatırımcılar fonlarını çekmeye yönelmektedir. Dünya Bankası’nda hazırlanan bir rapora göre, bankaların kötü kredi vermeleri, ekonomik durgunluğa (resesyonlara) ve paranın değer kaybetmesine neden olmaktadır.
Günümüzde yaşanan finansal kriz örneklerinde ahlaki risk çok önemli bir rol oynamaktadır. Çünkü devletin finansal aracılara sağladığı devlet garantileri, çok ciddi ahlaki risk problemlerine neden olmaktadır. Bu aracı kuruluşlar yüksek riskli yatırım stratejileri uygulamaktadır. Böyle olduğu için de aslında getirisi düşük olan projeler, risk alınarak finanse edilebilmektedir. Ancak gerçekleştirilen yatırım başarısızlık ile sonuçlanacak olursa, kayıplar devlet tarafından karşılanacak demektir. Ama yatırımlar başarılı olur da kazanç sağlarsa bundan finans kuruluşları yararlanmış olacaktır.
Özellikle üstü kapalı devlet garantileri, finansal kuruluşların cesurca risk almalarına ve kredi verirken gereken özeni göstermemelerine, yani ihtiyatsız davranmalarına neden olmaktadır. Bu durumda finansal kuruluşun riskli aktiflerinin değeri gerçek değerlerinin üzerine çıkmakta ve aktifşer şişirilmiş olmaktadır.
Bu riskli krediler yüzünden kayıplar yükselmeye başladığı zaman, bir noktaya gelindiğinde yatırımcılar bütün üstü kapalı garantilerin artık ödenemeyeceğini kabul ederler ve aktiflerin değerini düşürmeye başlarlar.
Son yıllarda ahlaki risk kavramı, işletmelerin ve resmi kuruluşların gündemlerinde en tepeye çıkmış durumdadır. Artık resmi kuruluşlar, ahlaki risk yönetiminin, bankaların risk yönetimi uygulamalarına dahil edilmesini beklemektedir.
Sadece bankalarda değil bütün finans kuruluşlarında sağlam bir ahlaki risk yönetim sistemi kurulabilmesi için belli prensiplere uyulması gerekmektedir. Örneğin ahlaki risk, bankacılık sektöründe performans değerlendirme çalışmalarının ve kurumsal performans yönetiminin bir parçası olmak zorundadır. Bankaların, sadece kötü sonuçları önlemeye odaklanmak yerine, kredinin hedefine ulaşıp ulaşmadığı gibi iyi sonuçları da değerlendirmesi gerekmektedir.
1997 yılında yaşanan Asya krizinden sonra özellikle bilanço etkileri ve bankacılık sektöründe yaşanan problemlere dikkat çekilmiş ve para ve bankacılık krizleri birlikte açıklanmaya başlamıştır. Kısaca vade, para birimi ve ahlaki tehlike (moral hazard) uyumsuzluğu birlikte ele alınmıştır. Ahlaki tehlike konusunda hükümetler, özel finans kuruluşlarında yani bankalarda mevduatı bulunan kişi ve kuruluşlara alenen olmasa da gizlice mevduat garantileri sağlamaktadır. Bu tür garantiler, yeterli düzenleme ve denetim olmaması yüzünden gözetim ve kontrol yönünden bir takım eksikliklere neden olmakta ve ahlaki risklere yol açmaktadır. Vade ve para birimi uyumsuzlukları konusu ise, bankaların yabancı döviz cinsinden kısa vadeli yükümlülüklere ve yerli para cinsinden uzun vadeli varlıklara sahip olması ile ortaya çıkan likidite problemlerine yoğunlaşmaktadır.
Son bir nokta olarak, yönetim sistemlerinde ahlaki risk kavramı şu şekilde ifade edilmektedir: yönetimde asil ve vekillerin, kendi menfaatleri lehine diğerinden bir takım bilgileri saklaması veya bu bilgileri değiştirerek söylemesidir. Yukarıda incelenen konuda bankaların devlet garantilerine güvenerek riskleri yeterince değerlendirmeden kredi vermeleri, ama risk gerçekleşirse zararı devlete yüklemeleri bir yerde kendi çıkarlarını gözetmeleri anlamına gelmektedir.

Yorum yapın